Attilâ İlhan şiirinden:
"(...)
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm"
(Pia)
"elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
(..)"
(Sisler Bulvarı)
Cemal Süreya şiirinden:
"(...)
Ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.
Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.
Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.
(..)"
(Beni Öp Sonra Doğur Beni)
"(...)
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsunAma nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
(..)"
(Üverinka)
Edip Cansever şiirinden:
"
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
(..)"
(Yerçekimli Karanfil)
Ahmed Arif şiirinden:
" (...)Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi...
Duymak,
Gözlerinde duymak üç - ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi... Gözlerin hani?"
(Unutamadığım)
Özdemir İnce şiirinden:
ateş bilgisiÇok eski bir gelenektir bizde ateşe bakıp geleceği okumak, varsa bir yaşanmış geçmişin. Ateş ıslık çalarsa uzaktan yolcun gelecektir. Geceleyin ıslık çalmasın ateşin, iyi değildir. Kutlu ateş, çakmaktaşından sağılıp gelen kutlu ateş kir tutmaz paslanmaz ateş gel, okşa boynumu ve omuzlarımı eriyen rüzgârınla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder