30 Kasım 2016 Çarşamba

Karacaoğlan'dan Bir Dörtlük ve Karacaoğlan İmgelemi

Karacaoğlan'ın sevgiliye duyduğu özlemi ve aşk acısını anlatan bir dörtlüğü burada paylaşalım:

"Sevdiğim arzımı demekçin sana
 Bülbül söylediği dil gerek bana
 Şu bağrım kül oldu hep yana yana
 Onu söndürmeğe sel gerek bana"

Karacaoğlan'ın halka yakın, halkın içinde bir aşk ozanı, bir güzelleme ozanı olduğunu bu coğrafyada şiirle ilgilenen herkes bilmektedir. 

Seçtiğimiz bu dörtlükte de görülüyor ki, ozan, sevdiği kadına sevgisini, derdini açabilmek, anlatabilmek için kendi dilinin yetmezliğinden dem vuruyor ve bu derdi sevgiliye anlatabilmek için içe işleyen, dinleyince bizi düşlere daldıran, içimizi mutlulukla dolduran bülbülün diline gereksinim duyduğunu belirtiyor. Söylenecek bu güzel sözlerin, sevgilisine olan aşkını betimleyebilecek sözlerin, ancak bir bülbülün sesiyle işlenmiş bir dil olabileceği zihinimizde canlanıyor. 

Sonraki iki dizede ise, ozanın aşkının, sevgisinin büyüklüğünü nasıl betimlediğini görüyoruz. Bu aşkı, dillere destan olan aşk öyküsü Kerem ile Aslı'daki, Kerem'in yanıp kül olması gibi bir durum ile anlatıyor bize Karacaoğlan. Buradaki bağrının yanıklığını, ateşini söndürebilecek bir şey varsa o da sel'dir diyor. Burada bu anlatım için abartı sanatı (Mübalağa) kullanılıyor ve bu yolla oluşturulan anlatımda, zihnimizde dokunma duyumuza seslenen bir imge ile karşılıyoruz. Yanma hissi ve onun nasıl soğutulabileceği, sönebileceği...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder